milliemlak.org sayfalarında yer alan her türlü bilgi, rapor, araştırma/inceleme sonuçları, görüş, öneri ve yorumlar güvenilirliğine inanılan/güvenirliliği kabul edilen kaynaklardan temin edilen bilgiler dikkate alınarak genel anlamda bilgi vermek amacıyla hazırlanmıştır. Sayfalarda yer alan bilgiler ve doğrulukları MEKDER Yönetimi ya da üyeleri tarafından garanti edilmemekte olup bunlardaki hatalardan, eksikliklerden ya da bu bilgilere dayanılarak yapılan işlemlerden doğacak her türlü maddi/manevi zarardan ve her ne şekilde olursa olsun uğranabilecek zarardan dolayı MEKDER Yönetimi ve üyeleri sorumlu tutulamaz.
KİMLERDEN ECRİMİSİL ALINMAZ?
Tercan GÜLMÜŞ- Milli Emlak Kontrolörü
(Lebib Yalkın, Ekim 2008-Sayı:58)
A. GİRİŞ
Aşağıda özellikleri belirtilen taşınmazlar ile yerlerin yönetimi, Maliye Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğü ile taşra teşkilatının (İdare) görev ve yetkisi altında bulunmaktadır.
1. Tapu kütüğünde Maliye Hazinesi adına kayıtlı arsa ve araziler ile diğer taşınmazlar (Hazine taşınmazı),
2. Yönetimi, kazanılması, bakımı, korunması, işletilmesi ve kullanılması özel kanun hükümlerine tabi, sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait mallar dışında kalan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler (DHTA).
Hazine taşınmazları satış, devir, kiraya verme, trampa, irtifak hakkı tesisi, arsa veya kat karşılığı inşaat yaptırılması ve terk; DHTA'lar kiraya ve gerekli görülen hallerde kullanım izni verme; her iki nitelikteki yerler ise tahsis etme (özgüleme) yöntemlerinden genellikle biriyle değerlendirilmektedir.
Yönetim şekilleri arasında yer almamasına karşın, Hazine taşınmazları ile DHTA’lara yönelik işlemlerde ecrimisil ile ilgili olanların yoğunluğu oldukça fazladır. Bu çalışmada, hangi niteliklere sahip Hazine taşınmazları ile DHTA'lara tasarruf edenlerden ecrimisil istenilemeyeceği konusu açıklanacaktır.
B. ECRİMİSİLİN TANIMI
Ecrimisil genel olarak 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 75. maddesi ile Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmeliğin (Yönetmelik) 84-88. maddelerinde düzenlenmiş olup bazı kanunlarda da ecrimisille ilgili özel hükümler yer almaktadır. Bu yasal ve idari düzenlemeler ışığında ecrimisil; kanun hükümleriyle tasarruf hakkı tanınmaksızın ya da İdareden izin alınmaksızın, gerçek veya tüzel kişiler tarafından Hazine taşınmazı veya DHTA’ya tasarruf edilmesi sebebiyle, İdarece kişilerden talep edilen tazminat olarak tanımlanabilir.
C. ECRİMİSİL ALINAMAYACAK KİŞİLER
i. 2886 Sayılı Devlet İhale Kanunu
Kanunun 75. maddesinin 2. fıkrasına göre, kira sözleşmesinin bitim tarihinden itibaren işgalin devam etmesi halinde, sözleşmede hüküm varsa ona göre hareket edilmesi, aksi takdirde ecrimisil alınması gerekmektedir.
Ancak gerek kiralama gerekse irtifak hakkı tesisi, kullanım izni verilmesi gibi işlemler sırasında İdare ile kişiler arasında düzenlenen sözleşme ya da senetlere, bu kullanım haklarının herhangi bir sebeple sona ermesine rağmen, işgalin devam ettirilmesi halinde uygulanacak ceza hükmü konulmaktadır. Dolayısıyla İdare ile yapılan sözleşmenin sona ermesine karşın, tasarruf edilen yer ya da tesislerin İdareye teslimine yanaşılmaması halinde, sözleşme hükümleri gereğince, kiranın belli bir oranına karşılık gelen bedel istenilmektedir. Sözleşmelere bu şekilde bir hüküm konulmaması halinde ise, tasarrufa devam eden kişilerden ecrimisil alınmaktadır.
Kira sözleşmesinin sona ermesine karşın, kiralanan yerin boşaltılmaması yanında, kiralama amacına aykırı olarak kullanılması/kullandırılması halinde ise, ilgilisinden ecrimisil talep edilecektir[1]. Benzer şekilde, kira sözleşmesi devam ederken, kiralanan yerlerin bir kısmının sözleşmedeki amaca aykırı olarak kullanılması durumunda da ecrimisil takibatında bulunulacaktır[2].
Ayrıca işgal edilen taşınmazın satılması, kiraya verilmesi veya tahliyesinin gerçekleştirilmesi durumunda, ilk olarak yapılan ecrimisil tahakkukunda belirtilen son işgal tarihinden, bu işlemlerin tamamlanmasına kadar geçen dönem için, satışın veya kira sözleşmesinin yapılmasından ya da tahliyenin gerçekleştirilmesinden sonra da ecrimisil istenebilmektedir[3].
Görev yaptığı kurum tarafından kendisine kamu konutu (lojman) tahsis edilen, ancak Kamu Konutları Kanunu ile Yönetmeliği uyarınca konutta oturma süresi sona erdiği halde, konutu tahliye etmeyerek konutta oturmaya devam eden kişiden ise ecrimisil talep edilmesi mümkün değildir[4]. Zira bu kişiler hakkında 242 sayılı Milli Emlak Genel Tebliğine göre işlem yapılması gerekmektedir.
ii. 2981 Sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun
2981 sayılı Kanunun 18. maddesinin (d) bendine göre, Kanunda açıklanan şartlara haiz hak sahiplerine ecrimisil ve arsa kullanım bedeli tahakkuk ettirilmez ve bu kişilerden aynı bedeller alınmaz. Tahakkuk ettirilen veya tahakkuk ettirilip tahsil edilen ecrimisil ve arsa kullanım bedeli, arsa bedeline dönüşür.
Hazine taşınmazı ile DHTA üzerindeki gecekondulardan, 2981 sayılı Kanunun 3290 sayılı Kanun ile değişik 18. maddesinin (d) bendi hükmü karşısında, ecrimisil alınıp alınmayacağı hususunda uygulamadaki tereddütleri gidermek üzere 12.10.1986 tarih ve 134 sayılı Milli Emlak Genel Tebliği yayınlanmıştır. Tebliğdeki açıklamalara göre;
1. Hazine taşınmazı ve DHTA üzerinde bulunan ve 2981 sayılı Kanunda açıklanan şekilde mesken, kısmen işyeri ve konut ya da evvelce konut olarak kullanılıp sonra işyerine çevrilen gecekondu nedeniyle, hak sahibi hakkında ecrimisil tahakkuk ettirilmez ve bu kişiden ecrimisil alınmaz.
2. Tahakkuk ettirilen ecrimisiller arsa bedeline dönüşür ve 2981 sayılı Kanun kapsamındaki gecekondu için, hak sahibi hakkında tahakkuk ettirilen ecrimisil alacakları tahsil edilmez.
3. 2981 sayılı Kanun uyarınca yapılan tespit ve değerlendirme sonucuna göre, aynı Kanundan yararlanamayan gecekondu nedeniyle, sahibinden ecrimisil alacağı tahsil edilir.
TTB'ye dayanarak Hazine taşınmazına tasarruf eden kişilere, 2981 sayılı Kanunun 18. maddesinin (d) bendi uyarınca ecrimisil tahakkuk ettirilemeyeceğinden, ancak TTB'nin iptali ile buna ilişkin tapudaki beyanın silindiği tarihten sonraki süreler nedeniyle aynı kişilerden ecrimisil tahsil edilir[5]
iii. 3213 Sayılı Maden Kanunu
Kanunun 46. maddesine 5177 sayılı Kanunun 20. maddesiyle eklenen fıkra gereğince, Hazine taşınmazları veya DHTA'larda yapılan madencilik faaliyetleri için, 05.06.2004 tarihinden sonra kira ve ecrimisil alınmaz.
300 sayılı Milli Emlak Genel Tebliğine göre, 3213 sayılı Kanun kapsamında ecrimisille ilgili yapılacak işlemler aşağıda açıklanmıştır:
1. Hazine taşınmazı veya DHTA'dan kaçak malzeme alındığının tespiti halinde, malzeme bedelinin tahsiline yönelik İdarece herhangi bir işlem yapılmayacak, ancak kaçak malzeme alımına konu olan bu yerlerin kullanımı nedeniyle, kullanıcılar hakkında genel hükümlere göre ecrimisil takibatında bulunulacaktır.
2. 5177 sayılı Kanunun 8. maddesine göre Hazine taşınmazı veya DHTA'da yapılacak madencilik faaliyetlerinden Devlet hakkı % 30 fazlasıyla alınacağından, arama veya işletme ruhsatlı sahalarda kalan Hazine taşınmazı veya DHTA'ların kiraya verilmesi veya ecrimisil işlemlerine yönelik olarak herhangi bir işlem yapılmayacaktır.
iv. 3402 Sayılı Kadastro Kanunu
09.10.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3402 sayılı Kanunun 46. maddesi şu şekildedir:
"…Hazine adına tescil edilmiş taşınmaz mallardan iskân suretiyle veya toprak tevzii suretiyle verilen yerler (işlemleri tamamlanmamış olsa dahi) başka bir şart aranmaksızın, hak sahipleri adına tespit ve tescil olunur. Bu şekilde hak sahipleri adına tespit ve tescil işlemleri gerçekleşinceye kadarki süre içinde evvelce tahakkuk ettirilenler de dahil olmak üzere ecrimisil alınmaz.
Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, Hazinenin mülkiyetinden çıkmış bulunan veya amme hizmetine tahsis edilen taşınmaz mallar hakkında bu madde uygulanmaz.
İlgililerin, daha önce kadastrosu yapılan yerlerde bu maddeye dayanan talep ve dava hakkı, bu Kanunun yürürlüğe girmesi tarihinden itibaren 2 yıl geçmekle düşer"
Bu maddede açıklanan taşınmaz zilyetlerinden ecrimisil alınmaması gerekmektedir. Ancak maddeye göre talep ve dava hakkı 09.10.1989 tarihinde sona erdiğinden, bu tarihe kadar talepte bulunmayan ya da dava açmayanlar ile talepte bulunmalarına karşın, daha sonra hak sahibi olmadıkları anlaşılanlar hakkında ecrimisil takibatında bulunulur.
v. 4071 Sayılı 3 Mart 1340 (1924) Tarihli ve 431 Sayılı Kanunla Hazineye Kalan Taşınmaz Mallardan Bazılarının Zilyedlerine Devri Hakkında Kanun
Kanunun "Ecrimisil" başlıklı 10. maddesinde; Kanundan yararlanmak amacıyla başvuruda bulunanlardan, taşınmazın bedelini ödemeleri şartıyla, ayrıca ecrimisil alınmayacağı, tahsil edilenlerin geri verilmeyeceği ve henüz ödenmeyenlerin ise tahsil edilmeyeceği belirtilmiştir.
Bu madde hükmü uyarınca ecrimisil alınmaması için aşağıdaki şartlar gerekmektedir.
1. Kişiler, Kanunun 3. maddesinde belirtilen şartları taşımalıdır.
2. Taşınmaz, Kanun kapsamında olmakla birlikte, aynı Kanunun 4. maddesinde nitelikleri açıklanan taşınmazlar arasında yer almamalıdır.
3. Kadastro görmüş yerlerdeki hak sahipleri 19.02.1995-19/2/1996 ve 13.07.2001-13.07.2003 tarihleri arasında başvuruda bulunmuş olmadır. Tespite itiraz ya da tapu iptali davası devam eden taşınmazlar için, başvuru süresi devam etmekte olup Kanundan yararlanmak isteyenler, bir dilekçe ile ilgili birimlere başvurmalıdır. Eğer kişiler davaya devam etmek isterler ise, mahkeme kararı kesinleştikten sonra başvuru süresi işlemeye başlayacağından, mahkeme kararının kesinleşme tarihinden itibaren bir yıl içerisinde başvuru yapılmalıdır. Kadastro görecek yerlerde ise, kadastro tutanağında belirtilecek olan zilyetler, tutanakların kesinleşme tarihinden itibaren bir yıl içinde başvurmada bulunmalıdır.
4. Taşınmazı devralacak kişi, bu işleme esas bedel, ipotek, teminat ve taahhüt gibi yükümlüklerini yerine getirmelidir.
5. Ecrimisil tahsis edilmemiş olmalıdır.
Yukarıda özellikleri belirtilen taşınmayanlar ile süresi içerisinde başvuru yapmayan kişiler hakkında ecrimisil takibatında bulunulmaktadır.
313 sayılı Milli Emlak Genel Tebliğine göre, 10. maddede geçen "... taşınmazın bedelini ödemeleri şartıyla ..." ifadesi, taşınmaz bedelinin tamamının peşin ödenmesi durumunu anlattığından, bedelin tamamı peşin ödendiği takdirde, aynı madde uyarınca kişilerden ecrimisil alınmayacak, tahsil edilmiş olanlar ise iade edilmeyecektir.
Ancak taşınmazı, satış tarihi itibariyle Kanundan yararlanacak olanlardan başkaları kullanıyorsa, tapuda tescil yapılıncaya kadar hak sahibi olmayan bu kişilerden ecrimisil alınacaktır.
Kanundan yararlanacak olanlar satış tarihinde (peşinatın ödendiği tarih) taşınmazı kullanıyor ise, satış şartlarının düzenlenmesine ilişkin taahhüt senedinin alındığı tarihe kadar ecrimisil alınacaktır. Taahhüt senedinin düzenlenmesinden tapuya tescil tarihine kadar geçecek süre için, Kanundan kaynaklanan kullanma nedeniyle fuzulî işgalden söz edilemeyeceğinden, ecrimisil isteminin dayanağı kalmayacaktır.
vi. 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun
Ecrimisilin zamanaşımına uğraması ve muhatabı tarafından bunun ileri sürülmesi halinde, tahsilâtı yapılamaz. Ancak konunun tahakkuk ve tahsil zamanaşımı yönünden ayrı ayrı ele alınmasında yarar bulunmaktadır.
a) Tahakkuk Zamanaşımı
Ecrimisilde tahakkuk zamanaşımı konusunda, 2886 sayılı Kanunda özel bir hükme yer verilmemiş, bu durum, konuyla ilgili farklı uygulamalara ve hukuki tartışmalara neden olmuştur.
Ancak ecrimisilin, haksız tasarruf nedeniyle istenilen bir tazminat olduğu ve 2886 sayılı Kanunun 92. maddesindeki 'sürelerin hesaplanmasında hüküm bulunmayan hallerde, Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanacağı' düzenlemesi dikkate alındığında, ecrimisilde tahakkuk zamanaşımının on yıl olduğu kabul edilmelidir. Zira 818 sayılı Borçlar Kanununun 125. maddesine göre, aynı Kanunda başka bir hüküm bulunmadığı takdirde (ki ecrimisille ilgili hüküm yoktur), her dava on yıllık zamanaşımı süresine tabidir.
Her ne kadar 132 sayılı Milli Emlak Genel Tebliğinde, 2886 sayılı Kanunun yürürlük tarihi olan 01.01.1984 tarihinden önceki işgaller nedeniyle işlem tarihinden geriye doğru rızaen, olmadığı takdirde talep tarihinden geriye doğru beş yıllık sürenin gözönünde tutularak, genel hükümlere göre hükmen ecrimisil tahsilinin gerektiği belirtilmişse de, 2886 sayılı Kanundan önce yürürlükte olan 2490 sayılı Artırma Eksiltme ve İhale Kanununun 67. maddesi uyarınca ecrimisil rızaen ödenmez ise, mahkemece takdiri için dava açılmakta, davalar ise adli yargıda görülmekteydi. Buna karşın 2886 sayılı Kanunun 75. maddesinde yer alan düzenlemeyle; ecrimisilin tespit, takdir ve tahsili konularındaki yetki ve görev İdareye verilmiş, dolayısıyla bu işlemler idari yargının görev alınana girmiştir. Dolayısıyla 132 sayılı Tebliğdeki düzenlemeye dayanılarak tahakkuk zamanaşımının beş yıl olduğu kabul edilerek, işlem yapılması yerinde değildir. Kaldı ki, aynı Tebliğ 27.07.2007 tarihinde yürürlüğe giren 312 sayılı Milli Emlak Tebliği ile kaldırılmış, ecrimisil işlemlerini düzenleyen bu son Tebliğde zamanaşımı sürelerine değinilmemiştir.
Bunlarla beraber Danıştay'ın yerleşmiş emsal kararlarına göre, Borçlar Kanundaki genel zamanaşımı süresinin (on yıl), ecrimisilin tahakkuk zamanaşımı süresi için de geçerli olduğu tartışmasızdır[6][6].
Ayrıca 818 sayılı Kanunun 140. maddesi uyarınca zamanaşımı ileri sürülmedikçe, hakimin zamanaşımını kendiliğinden dikkate alması mümkün olmadığından, on yıldan fazla süre için de ecrimisil talep edilmesi imkânı bulunmaktadır. Ancak ecrimisilin muhatabı tarafından zamanaşımı öne sürülerek ecrimisile itiraz edilmesi halinde, son on yıl esas alınarak işlem yapılmalıdır. Zira ecrimisile itiraz eden kişinin konuyu yargıya taşıması ve dava sırasında da zamanaşımını ileri sürmesi kuvvetle muhtemeldir.
b) Tahsil Zamanaşımı
6183 sayılı Kanunun 102. maddesinde; amme alacağının, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren beş yıl içinde tahsil edilmemesi halinde zamanaşımına uğrayacağı, para cezalarına ait özel kanunlarındaki zamanaşımı hükümlerinin saklı olduğu, zamanaşımından sonra mükellefin rızaen yapacağı ödemelerin ise kabul edileceği belirtilmiştir.
Bu hükümlere göre, vade tarihine kadar ödenmemesi üzerine, takip ve tahsil edilmek üzere vergi dairesi müdürlüklerine ya da gelir servislerine intikal ettirilen ecrimisiller, vade tarihini takip eden yılın ilk gününden itibaren dördüncü yılın son gününe kadar tahsil edilmez ise zamanaşımına uğrayacak, dolayısıyla tahsil kabiliyeti kalmayacaktır. Buna rağmen muhatabı tarafından ödeme yapılması halinde ise kabul edilecektir.
Yukarıda belirtilen beş yıllık süre, genel tahsil zamanaşımı için geçerli olup zamanaşımının kesildiği (md. 103) ve işlemediği (md. 104) durumlar da dikkate alınarak işlemlerin sonuçlandırılması gerekmektedir.
vii. 6831 Sayılı Orman Kanunu
Kanunun 2. maddesinin son fıkrasına göre, bu maddenin (B) bendi ile orman sınırları dışına çıkarılıp, 2924 sayılı Kanunun 11. ve 12. maddeleri gereğince fiili durumlarına göre ifraz edilerek bedeli karşılığı satılacak yer, yapı ve tesisleri kullananlardan, satış işlemleri tamamlanıncaya kadar ecrimisil alınmaz.
2. maddesinin (B) bedinde ise; 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş yerlerden; tarla, bağ, bahçe, meyvelik, zeytinlik, fındıklık, fıstıklık (antep fıstığı, çam fıstığı) gibi çeşitli tarım alanları veya otlak, kışlak, yaylak gibi hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler ile şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerleşim alanlarının orman sınırları dışına çıkartılacağı belirtilmiştir.
2924 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanunun 11. ve 12. maddelerinde, orman sınırları dışına çıkarılan tarım alanına dönüştürülmüş yerler ile köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerleşim sahalarının değerlendirilmesi ve bunlardan yararlanabilecek hak sahiplerinin kimler olduğu açıklanmıştır.
Kısaca 2/B olarak bilenen bu taşınmazlarla ilgili uygulamadaki sorunların giderilmesi ve aynı taşınmazların değerlendirilmesi amacıyla, 4076 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 3. maddesiyle düzenleme yapılmış, ancak bu madde hükmü Anayasa Mahkemesinin 23.01.2002 tarih ve E. 2001/382, K. 2002/21 ilamıyla iptal edilmiştir. Konuyla ilgili yasal ve belki de gerekli olacak anayasal düzenleme henüz yapılmadığından, bu nitelikte yerlerin hak sahiplerine satışı ya da tahsisi gibi işlemler sonuçlandırılamamaktadır.
6831 sayılı Kanunun 2. maddesinin (B) bendine 1987 yılında eklenen fıkra ile; bu bent kapsamında orman sınırları dışına çıkarılmış taşınmazlara tasarruf eden kişilerin tamamından ecrimisil alınıp alınmayacağı hususunda olaşan tereddüt, yargı kararlarıyla çözüme kavuşturulmuştur.
Danıştay Onuncu Dairenin 13.10.2003 tarihli emsal kararında; 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına tescil edilmek üzere orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden ecrimisil alınmaması durumunun, ancak 2924 sayılı Kanunun 11. ve 12. maddelerinde öngörülen satış işlemlerinin yapılması koşuluyla sınırlandırıldığı, yasa koyucunun buradaki asıl amacının, orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden hiçbir şekilde ecrimisil alınmaması değil, sadece satış işlemlerine başlanılmış olması halinde, bu tarihten itibaren satış işlemleri tamamlanıncaya kadar geçen sürede ecrimisil alınmaması olduğunun açık olduğu belirtilmiştir[7][7].
Yukarıda açıklananlara göre, 6831 ve 2924 sayılı Kanunlar kapsamındaki taşınmaza tasarruf eden kişi;
- Hak sahibi ise, bu kişiden ecrimisil istenmez.
- Hak sahibi olarak belirleninceye kadar, hakkında ecrimisil takibatında bulunulur.
- Hak sahibi değil ya da hak sahibi olmasına karşın, hak sahibi olmadığı başka bir taşınmaza da tasarruf ediyorsa, hakkında ecrimisil işlemi yapılır.
D. SONUÇ
Hazine taşınmazı veya DHTA'da tasarrufta bulunan herkesin fuzuli şagil olarak nitelendirip, bu kişiler hakkında ecrimisil takibatında bulunulması mümkün değildir. Bu bakımdan taşınmazın hukuki durumu ile tasarrufun yasal dayanağının tayin edilerek, sonucuna göre işlem yapılması gerekmektedir. Zira Hazine taşınmazı ya da DHTA'ya tasarruf eden kişilerden bazılarına, yukarıda açıklanan yasal düzenlemelerle tasarruf hakkı tanınmıştır.