Kullanım Şartları

milliemlak.org sayfalarında yer alan her türlü bilgi, rapor, araştırma/inceleme sonuçları, görüş, öneri ve yorumlar güvenilirliğine inanılan/güvenirliliği kabul edilen kaynaklardan temin edilen bilgiler dikkate alınarak genel anlamda bilgi vermek amacıyla hazırlanmıştır. Sayfalarda yer alan bilgiler ve doğrulukları MEKDER Yönetimi ya da üyeleri tarafından garanti edilmemekte olup bunlardaki hatalardan, eksikliklerden ya da bu bilgilere dayanılarak yapılan işlemlerden doğacak her türlü maddi/manevi zarardan ve her ne şekilde olursa olsun uğranabilecek zarardan dolayı MEKDER Yönetimi ve üyeleri sorumlu tutulamaz.

Kapat
Soru Gönder      
Soru Başlığı:
İçerik:
Üye Girişi          Henüz üye değilseniz kayıt olun.
Kullanıcı Adınız:
Şifreniz:
Email Adresiniz:
KAYIT OL          Üye iseniz giriş yapabilirsiniz.
Kullanıcı Adınız:
Şifreniz:
Şifreniz Tekrar:
E-Posta Adresiniz:
Adınız ve Soyadınız:
Doğum Tarihiniz: (örn:21.12.1952)
Mesleğiniz:

Mevzuat Yorumları

  • No: 12
  • Yazar: Kemal SEVLİ
  • Makale: MERALARIN TAHSİSİ ve İMAR PLANI DEĞİŞİKLİĞİ
  • Tarih: 10.07.2009
  • Dergi: ---
  • İçerik:

    MERALARIN TAHSİSİ ve İMAR PLANI DEĞİŞİKLİĞİ

    Kemal SEVLİ

    (Maliye Bakanlığı Milli Emlak Kontrolörü)

    25.02.1998 tarihinde kabul edilen ve 28.02.1998 tarih ve 23272 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4342 sayılı Mera Kanunu ile ayrım yapılmaksızın ülke geneli Kanun kapsamına alınmış, meralarla ilgili çeşitli kuruluşlara verilen yetkiler tek elde toplanmış ve Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bu konuda yetkili kuruluş olarak belirlenmiştir. Ayrıca mera, yaylak ve kışlaklar ile ilgili uygulamayı yürütmek üzere her ilde mera komisyonları kurulması öngörülmüştür.

    Kanunun 1. maddesinde Kanunun amacı; “daha önce çeşitli kanunlarla tahsis edilmiş veya kadimden beri kullanılmakta olan mera, yaylak, kışlak ve kamuya ait otlak ve çayırların tespiti, tahdidi ile köy veya belediye tüzel kişilikleri adına tahsislerinin yapılmasını, belirlenecek kurallara uygun bir şekilde kullandırılmasını, bakım ve ıslahının yapılarak verimliliklerinin artırılmasını ve sürdürülmesini, kullanımlarının sürekli olarak denetlenmesini, korunmasını ve gerektiğinde kullanım amacının değiştirilmesini sağlamaktır” şeklinde belirtilmiştir.

    2. maddede ise Kanunun kapsamının “mera, yaylak ve kışlak alanları ile umuma ait çayır ve otlak alanları” olduğu belirtilmiştir. Ayrıca Kanunun meraların tahsis amacının değiştirilmesi başlıklı 14. maddesinde “Harman yeri, panayır, sıvat ve eyrek yerleri gibi kamu orta mallarının tahsis amacı değişikliğinde bu madde hükümleri uygulanır” hükmü ve Kadastro Kanunun 16. maddesinde de harman ve panayır yerlerinin meralarla birlikte orta malları içerisinde sayılması ve özel sicile kayıt edilmeleri nedeniyle “mera terimi”, bunların hepsini (mera, yaylak, kışlak alanları ile umuma ait çayır ve otlak alanları, harman yeri, panayır, sıvat ve eyrek yerleri) kapsayacak şekilde anlaşılmalıdır.

    3. maddede mera, “hayvanların otlatılması ve otundan yararlanılması için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yer” olarak tanımlanmıştır.

    Mera Kanunu kapsamındaki mera, yaylak, kışlak alanları ile umuma ait çayır ve otlak alanları kamu malı niteliğinde taşınmazlardır. 3402 sayılı Kadastro Kanunun 16. maddesinin (B) bendinde meralar kamu malları arasında sayılmış, meraların orta malı oldukları, sınırlandırılıp parsel numarası verilerek yüzölçümünün hesaplanacağı ve özel siciline yazılacağı belirtilmiştir. Hemen devamında bu sınırlandırmanın tescil mahiyetinde olmadığı gibi bu suretle belirlenen taşınmazların, özel kanunlarında yazılı hükümler saklı kalmak kaydıyla özel mülkiyete konu teşkil etmeyecekleri hüküm altına alınmıştır.

    Meralar, kamu malı olma özelliklerinden dolayı özel mülkiyete konu olmayacakları gibi kazandırıcı zaman aşımı yolu ile kazanılmaları da mümkün değildir.

    1. MERALARIN TAHSİSİ

    Meraların kullanım hakkı bir veya birden çok köy veya belediyeye ait olabilir ve meralar ilgili köy veya belediyelere tahsis edilirler. Mera olarak tahsis edilecek yerler Kanunun 5. maddesinde sayılmıştır. Buna göre;

    İhtiyaca göre il mera komisyonu tarafından tespit edilecek aşağıdaki yerler mera, yaylak ve kışlak olarak köylere veya belediyelere tahsis edilir.

    a) Kadimden beri mera, yaylak ve kışlak olarak kullanılan yerler ile aynı amaçla kullanılmak üzere köy veya belediyelere tahsis ya da terk edilen yerler,

    b) Devletin hüküm ve tasarrufunda veya Hazinenin mülkiyetinde bulunan arazilerden etüt sonucu mera, yaylak ve kışlak olarak yararlanılabileceği anlaşılan yerler,

    c) Mera, yaylak ve kışlak olarak kullanılmak amacıyla kamulaştırılacak yerler,

    d) Tapu kayıtlarında mera, yaylak ve kışlak olarak görülen ve halen işgal edilen yerler.

    Kanunun 11. maddesine göre belirlenen ihtiyacı karşılayacak miktarda mera, yaylak ve kışlaklar ile bunlarla ilgili sulama ve geçit yeri olarak tespit edilen alanları halkın ortak olarak yararlanmaları amacıyla, o köy veya belediye tüzel kişiliğine komisyonca tahsis edilir ve tahsis kararı valiliğin onayına sunulur. Tahsis kararı kesinleşen meralar tapu sicil müdürlüğüne gönderilerek özel sicile kaydedilir.

    1.1. Tahsis Amacının Değiştirilmesi

    Meraların tahsis amacının değiştirilmesi Kanunun 14. maddesinde ayrıntılı olarak açıklanmıştır:

    Madde 14-(Değişik madde:27/05/2004–5178/2.md.)[1] Tahsis amacı değiştirilmedikçe mera, yaylak ve kışlaktan bu Kanunda gösterilenden başka şekilde yararlanılamaz. Ancak, bu Kanuna veya daha önceki kanunlara göre mera, yaylak ve kışlak olarak tahsis edilmiş olan veya kadimden beri bu amaçla kullanılan arazilerden;

    a) Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığının talebi üzerine, 3213 sayılı Maden Kanunu ve 6326 sayılı Petrol Kanunu hükümlerine göre, arama faaliyetleri sonunda rezervi belirlenen maden ve petrol faaliyeti için zaruri olan,

    b) Kültür ve Turizm Bakanlığının talebi üzerine, turizm yatırımları için zaruri olan,

    c) Kamu yatırımları yapılması için gerekli bulunan,

    d) (Değişik bent:03/07/2005–5403/27.md.)[2] Köy yerleşim yeri ile uygulama imar plânı veya uygulama plânlarına ilave imar plânlarının hazırlanması, toprak muhafazası, gen kaynaklarının korunması, millî park ve muhafaza ormanı kurulması, doğal, tarihî ve kültürel varlıkların korunması, sel kontrolü, akarsular ve kaynakların düzenlenmesi, bu kaynaklarda yapılması gereken su ürünleri üretimi ve termale dayalı tarımsal üretim faaliyetleri için ihtiyaç duyulan,

    e) 442 sayılı Köy Kanununun 13 ve 14 üncü maddeleri kapsamında kullanılmak üzere ihtiyaç duyulan,

    f) Ülke güvenliği ve olağanüstü hal durumlarında ihtiyaç duyulan,

    g) Doğal afet bölgelerinde yerleşim yeri için ihtiyaç duyulan,

    Yerlerin, ilgili müdürlüğün talebi, komisyonun ve defterdarlığın uygun görüşü üzerine, valilikçe tahsis amacı değiştirilebilir ve söz konusu yerlerin tescilleri Hazine adına, vakıf meralarının tescilleri ise vakıf adına yaptırılır.

    Birinci fıkranın (a) bendi kapsamında başvuruda bulunan işletmeciler ile (c) bendi kapsamında başvuruda bulunan kamu kurumları faaliyetlerini çevreye ve kalan mera alanlarına zarar vermeyecek şekilde yürütmekle ve kendilerine tahsis edilen yerleri tahsis süresi bitiminde eski vasfına getirmekle yükümlüdürler. Bu yerler tahsis süresi bitiminde özel sicile kaydedilir.

    Komisyon gerektiğinde; 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlemesine Dair Tarım Reformu Kanununun uygulanmasını Bakanlıktan talep edebilir ve köy veya belediyelerde toplulaştırma projeleri uygulatabilir.

    (Değişik dördüncü fıkra:03/07/2005–5403/27.md.)[3] Durum ve sınıfı çok iyi veya iyi olan mera, yaylak ve kışlaklarda birinci fıkranın (a), (f) ve (g) bentleri hariç, tahsis amacı değişikliği yapılamaz.

    Bu Kanun kapsamında, 3213 sayılı Maden Kanunu ve 6326 sayılı Petrol Kanunu hükümlerine göre arama ve işletme faaliyetlerinin yürütülmesi ile ilgili usul ve esaslar Bakanlıkça çıkartılacak bir yönetmelikle düzenlenir.

    Harman yeri, panayır, sıvat ve eyrek yerleri gibi kamu orta mallarının tahsis amacı değişikliğinde bu madde hükümleri uygulanır.

    (Ek fıkra:03/07/2005–5403/27.md.) Bakanlık tarafından uygulanacak mera veya arazi toplulaştırma projeleri kapsamında; arazinin niteliği ve kullanım bütünlüğü dikkate alınarak işlenen tarım arazilerinden mera kullanımına mera olarak kullanılan alanlardan arazi plânlaması yapılabilir. Tarımsal kullanım veya mera bütünlüğü sağlamak için, nitelikleri itibarıyla değişim yapılacak arazi bulunamaması durumunda bu fıkra hükümlerine göre değerlendirmek, değiştirmek veya satın almak sureti ile kamulaştırma yapılabilir. Kamulaştırılan bu araziler değişim veya doğrudan satış ile değerlendirilir. Yapılan kamulaştırma ve değişim ile ilgili işlemler ve düzenlenen kâğıtlar Katma Değer Vergisi hariç her türlü vergi, resim, harç ve katkı payından müstesnadır.”

    Öncesinde tahsis değişikliği talebinde bulunacak ilgili Bakanlığın Tarım ve Köyişleri Bakanlığına talebi, Maliye Bakanlığının ve valiliğin uygun görüşü üzerine Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca tahsis amacı değiştirilebilirken, 27.05.2004 tarih ve 5178 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle ilgili müdürlüğün talebi, mera komisyonunun ve defterdarlığın uygun görüşü üzerine, valilikçe tahsis amacı değiştirilebilecektir. Böylelikle tahsis amacı değişikliğindeki bürokratik işlem azaltılmış ve yetki il müdürlükleri ile valiliklere aktarılmıştır.

    2. MERALARIN İMAR PLANI İÇERİSİNE ALINMASI

    2.1. Mera Kanunundan Önceki Durum

    Meraların imar planı sınırları içerisine alınması durumunda yapılacak işlem konusunda 4342 sayılı Mera Kanunu yürürlüğü öncesinde uygulamada birçok sorunla karşılaşılmaktaydı. Bunlardan en önemlisi, 4342 sayılı Mera Kanununun 35. maddesi ile değiştirilmeden önce 3194 sayılı İmar Kanununun 11. maddesinin son (4.) fıkrasındaki “imar planı içindeki meraların imar planının onayı ile hukukî niteliklerini kaybedeceği, onaylanmış imar plânı kararı ile getirilen kullanma amacına konu ve tabi olacağı” hükmünün uygulanış şekline ilişkindi.

    Söz konusu hükmün uygulanış şekline ilişkin Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün 07/11/1985 tarih ve 1477 sayılı genelgesinde, 1580 sayıl Belediye Kanununun 159 uncu maddesi ile bu madde hakkındaki Büyük Millet Meclisini 17 Mayıs 1954 tarih ve 808 sayılı tefsir kararından söz edilerek, imar planı içerisinde kalan mera, yaylak, kışlak, harman yeri, seyrangâh ve çayırlar ile tescil harici bırakılmış yerlerden imar planı ile konut, sanayi, ticaret gibi özel mülkiyete konu olabilecek amaca ayrılanların belediye ya da özel idare adına tescil edileceği öngörülmüştür. Bu nedenle de İmar Kanununun 11. maddesinin son fıkrasının yorumu ve uygulanış şekli yönünden anılan Genel Müdürlük ile Bakanlığımız arasında görüş ayrılığı doğmuş ve bir yandan mer'a iken imar planı düzenlenerek belediye, il özel idareleri ve köyler adına tescil edilen yerler için tapu iptal ve tescil davası açılmış diğer yandan da konuya ilişkin görüşleri alınmak üzere Danıştay’a başvurulmuştur.

    Danıştay’ca verilen 10/02/1989 gün ve E: 1988/326, K: 1989/19 sayılı kararda; "İmar planı sınırları içindeki meraların, planın onayı ile birlikte hukukî bakımdan mer'alık niteliğini yitireceği, bu yerlerden genel hizmetlere ayrılanların belediye veya özel idareye bedelsiz terkininin gerekeceği, genel hizmetler dışında özel mülkiyete konu olabilecek bir amaca ayrılan yerlerin onaylanmış imar planıyla getirilen kullanma amacına konu ve tabi olacakları, ancak bu durumun meralardan elde edilen yerlerin belediyeler adına tescilini gerektirmeyeceği" belirtilmiştir.

    Danıştay’ın bu kararından sonra Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, 1/5/1989 tarih ve 1498 sayılı genelgesi ile yukarıda değinilen 1477 sayılı genelgesinin, ilgili bölümünü Danıştay kararı doğrultusunda değiştirmiştir.

    Ancak Danıştay görüşü doğrultusunda Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün 1477 sayılı Genelgesi değiştirilmeden önce söz konusu madde hükmü birçok Belediyece 1580 sayılı Kanunun 159. maddesi ile TBMM’nin 17.08.1954 tarih ve 808 sayılı tefsir kararı dayanak gösterilerek yanlış uygulanmış ve imar planı sınırları içerisinde bulunan meralar imar planında ayrıldıkları amaç doğrultusunda ilgili belediyeler adına tescil edilmişlerdir. Hazinece açılan davalar sonucunda bunların birçoğu Hazine adına tescil edilmekle birlikte, dava açılmamış olup halen belediye mülkiyetinde olanlar ile davası Hazine lehine sonuçlanıp kararı uygulanmayan/uygulanamayan birçok mera nitelikli taşınmaz bulunmaktadır.

    4342 sayılı Mera Kanunun 35. maddesi ile 3194 sayılı Kanunun 11. maddesi değiştirilmiş ve mera ile ilgili kısım maddenin son fıkrasından çıkarılmış, meralar ile ilgili bütün düzenlemeler 4342 sayılı Kanun kapsamına alınmıştır.

    2.2. Mera Kanunu ile Getirilen Düzenleme

    25.02.1998 tarihinde kabul edilen ve 28.02.1998 tarih ve 23272 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4342 sayılı Mera Kanunu ile meraların imar planı sınırları içerisine alınması durumunda yapılacak işlem yukarıda yer verilen 14. maddenin (d) bendinde açıklanmıştır. Buna göre; “Köy yerleşim yeri ile uygulama imar plânı veya uygulama plânlarına ilave imar plânlarının hazırlanması amacıyla” meraların tahsis amacı değiştirilebilecektir.

    Uygulama imar planı veya bu planlara ilave imar planlarının hazırlanması amacıyla yapılacak tahsis değişikliği için imar planını hazırlayan belediye başkanlığının talebi, mera komisyonunun ve defterdarlığın uygun görüşü ve valiliğin onayı gerekmektedir. Valilikçe tahsis amacı değiştirilen mera, imar planında ayrıldığı amaç doğrultusunda Hazine adına tescil edilecektir.

    Burada bir hususa dikkat çekmek yerinde olacaktır. Bu da, meraların imar planına alınmadan önce mi yoksa imar planı kapsamına alındıktan, yani ilgili imar planı onaylanıp kesinleştikten sonra mı tahsis amacının değiştirileceği sorunudur. Mera Kanununun 14/d maddesinde “uygulama imar plânı veya uygulama plânlarına ilave imar plânlarının hazırlanması amacıyla” meraların tahsis amacının değiştirilebileceği belirtilmiştir. Madde hükmünde planların “hazırlanmasından” bahsedildiği için, mera tahsis değişikliğinin, meranın imar planı içerisine alınmadan önce, yani planın hazırlık aşamasında yapılacağı sonucuna ulaşmak mümkündür. Aksi durumda kesinleşmiş bir uygulama imar planı sonucu oluşan parsellerin tapuya tescili aşamasında sorunlarla karşılaşılacaktır. Nitekim bu durum Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün 29.05.1998 tarih ve 1998/6 sayılı Genelgesinin 4. maddesinde açıklanmıştır. Genelgede 4342 sayılı Kanunun 14. maddesine yapılan atıftan sonra;

    “Bu durumda, valilik veya belediyelerin meraları re'sen imar planı kapsamına alma yetkileri kaldırılmış ve meraların imar planı kapsamına alınmadan önce Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca tahsis amacının değiştirilerek Hazine adına tescillerinin yapılması öngörülmüştür.

    Bu nedenle; Hazine adına idari yoldan yapılacak olan tesciller hakkındaki 14/Ekim/1996 gün ve 1996/6 (1534) sayılı genelgenin kesinleşmiş imar planı kapsamında bulunan yerlerle ilgili "D" maddesi, mera, yaylak ve kışlaklar yönüyle uygulanmayacak ve bu gibi yerlerin imar planı kapsamına alınmadan önce tahsis amacının değiştirilerek Hazine adına tescilinin yapılmış olması şartı aranacaktır.

    Belirtmesi yapılmıştır.

    Sonuç olarak meralar, valilik veya belediyeler tarafından resen imar planı kapsamına alınamayacak, ancak tahsis amacı değiştirildikten ve Hazine adına tescili sağlandıktan sonra meralar imar planı kapsamına alınabilecektir. Ancak uygulamada böyle olmamakta, meralar valilik veya belediyeler tarafından resen imar planı kapsamına alınmakta, imar planları kesinleştikten sonra ancak tapuya tescil aşamasında karşılaşılan sorunlar nedeniyle tahsis değişikliği yoluna gidilmekte veya Hazine tarafından açılan davalar sonucu planlar iptal edilmektedir.

    Diğer bir sorun ise meraların hangi tür imar planının hazırlanması amacıyla tahsis amacının değiştirilebileceği noktasındadır. 3194 sayılı İmar Kanunun 6. ve 8/b maddelerine göre imar planları, “Nazım İmar Planları” ve “Uygulama İmar Planları”ndan meydana gelir. Mera Kanunun 14/d maddesinde “uygulama imar planları ve uygulama planlarına ilave imar planlarının hazırlanması” amacıyla tahsis değişikliği yapılabileceği belirtildiğinden, meraların imar planı kapsamına alınması amacıyla yapılacak tahsis değişikliği işlemindeki imar planından “Uygulama İmar Planları”nı anlamak gerekmektedir. Nazım imar planı hazırlamak amacıyla meraların tahsis amacı değiştirilemeyecektir.

    2.3. Kamunun Ortak Kullanımına Ayrılan Terke Konu Meraların Durumu

    Mera vasıflı bir taşınmazın imar planında konut, sanayi, ticaret vb. alana rastlaması durumunda tahsis amacı değiştirilerek “arsa” vasfıyla Hazine adına tescil edilecektir. Bu konuda bir tereddüt bulunmamakla birlikte, mera vasıflı bir taşınmazın imar planında 3194 sayılı Kanunun 11. maddesinde sayılan meydan, yol, park, yeşil saha, otopark, toplu taşıma istasyonu ve terminal gibi belediyelere terk edilecek umumi hizmetlere ayrılması durumunda yapılacak işlem konusunda uygulamada sorunlarla karşılaşılmaktadır. Konu hakkındaki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün 17.03.1993 tarih ve 1993/3 sayılı Genelgesinde;

    “Kesinleşen imar parselasyon planlarının tescilleri sırasında, imar planında meydan, yol, park, yeşil saha, otopark, toplu taşıma istasyonu ve terminal gibi umumi hizmetlere ayrılan ve tescile tabi olmayan yerlere isabet eden mer'a, yaylak, kışlak ve harman yeri gibi tescil harici yerler ile Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup da tespit harici bırakılan alanların, öncelikle imar planındaki kullanım amacı kapsamında tasarrufa konu edilmeden Maliye Hazinesi adına tescil edilmesi, daha sonra sicilden terkin edilmesi ve terkin nedeniyle kapatılan kaydın kütük sayfasının beyanlar hanesinde "Bu taşınmaz malın, onaylı imar planında... (imar planında ayrıldığı amaç yazılacaktır.)..... ayrılması nedeniyle, 3194 sayılı İmar Kanunun 11. maddesi uyarınca kamunun ortak kullanımına açık olmak üzere...(belediyesine/İl Tüzel Kişiliğine)... bedelsiz terki yapıldığından...(Belediyece/İl Tüzel Kişiliğince)... satılamaz ve başka bir maksat için kullanılamaz. İlerde, imar planı değiştirilerek kullanış şekli özel mülkiyete konu olabilecek hale getirildiği takdirde, tekrar aynı şartlarla Hazine adına tescil edilir." şeklinde belirtme yapılması gerekmektedir.” Açıklaması bulunmaktadır. Söz konusu Genelge ile bu konudaki tereddüt de ortadan kalkmış ve mera vasıflı bir taşınmazın imar planında 3194 sayılı Kanunun 11. maddesinde sayılan meydan, yol, park, yeşil saha, otopark, toplu taşıma istasyonu ve terminal gibi belediyelere terk edilecek umumi hizmetlere ayrılması durumunda öncelikle bu yer Hazine adına tescil edilecek sonrasında terk edilecektir. Bunun nedeni ise terk edilen taşınmazın sonrasında yapılacak bir imar düzenlemesi ile özel mülkiyete konu hale gelmesi durumunda, 3194 sayılı Kanunun 11. maddesinin 3. fıkrasındaki “devir alınan idareye iadesi gerektiği” hükmünden dolayı tekrardan Hazine adına tescil edilmesi gerekliliğindendir. Öncesinde Hazine adına tescil edilmeyip doğrudan terk edilen mera vasıflı bir yerin sonrasında yapılan imar düzenlemesi ile özel mülkiyete konu hale gelmesi durumunda 3194 sayılı Kanunun 11. maddesinin 3. fıkrası gereğince kime iade edileceği (kimin adına tescil edileceği) konusundaki boşluk da böylelikle giderilmiştir.

    Sonuç olarak, imar planı kapsamında 3194 sayılı İmar Kanununun 11. maddesinde sayılan yerlere rastlayan meraların önce tahsis amacı değiştirilerek Hazine adına tescilleri sağlanacak, sonrasında 3194 sayılı Kanunun 11. maddesi hükmü gereğince 203 sayılı Milli Emlak Genel Tebliğinde belirtildiği şekilde ilgili belediye veya özel idareye bedelsiz terk edilerek tapu kaydı terkin edilecektir.

    2.4. Mera Kanununun Geçici 3. Maddesi

    2.4.1. 5178 Sayılı Kanun

    Gerek Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünün 1477 sayılı Genelgesi ile 3194 sayılı Kanunun 11. maddesinin son fıkrasının yanlış yorumlanması sonucu imar planı kapsamına alınan meraların belediyeler veya özel idareler adına tescil edilmesi, gerekse 4342 sayılı Mera Kanununun yürürlüğe girmesine rağmen belediyelerce meraların tahsis amacı değiştirilmeden imar planı kapsamına alınarak belediyeler adına tescil edilmeleri ve sonrasında bu yerlerin özel şahıslara devredilmesi veya tekrar imar düzenlemelerine tabi tutulması ve yine özel şahıslara devredilmesi suretiyle birkaç el değiştirmesi ve Hazinece açılan davalar sonucunda, öncesi mera olan taşınmazların şahıslar adına olan tapu kayıtlarının iptal edilmesi, ancak ilk mera parseline dönüşümün teknik zorlukları nedeniyle mahkeme kararlarının uygulanamayışı, hem vatandaşların mağdur durumda kalmasına hem de Hazinenin dava yoluyla kazandığı taşınmazları kendi adına tescil ettirememesi (veya mera siciline kayıt yapılamaması), tescil ettirdiklerini de üzerindeki yapılaşmadan kaynaklı olarak gerektiği şekilde idare edememesine yol açmış, deyim yerindeyse işler içinden çıkılmaz bir hal almıştır.

    Başta Bursa ve Sakarya olmak üzere birçok kent merkezinde sözü edilen sorunun yoğun bir şekilde yaşanması ve işlemlerin Milli Emlak, belediye ve vatandaşlar arasında tıkanma noktasına gelmesi, Kanun Koyucuyu çözüm yolları aramaya yöneltmiş ve bu amaçla Mera Kanununa geçici bir madde eklenmiştir.

    08.06.2004 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 27.05.2004 tarih ve 5178 sayılı “Mera Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun” 5. maddesi ile 4342 sayılı Mera Kanununa aşağıdaki geçici 3. madde eklenmiştir.

    Geçici Madde 3- Belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde kalan ve 1.1.2003 tarihinden önce kesinleşen imar plânları içerisinde yerleşim yeri olarak işgal edilerek mera olarak kullanımı teknik olarak mümkün olmayan yerlerin tahsis amacı değiştirilerek Hazine adına tescilleri yapılır. Ancak ilgili belediye veya kamu kurum ve kuruluşları adına tescil edilmiş olanların dava konusu olup olmadığına bakılmaksızın ücretsiz olarak tescilleri aynen ipka edilir. Hazine adına tescil edilmesi gerekirken gerçek veya tüzel kişilere tescil edilmiş taşınmazlara ilişkin açılan davalardan, emlak ve rayiç bedellerinin toplamının yarısı üzerinden taşınmazların halen maliki olan kişilerce Hazineye bedelinin ödenmesi kaydıyla vazgeçilir. Evvelce açılan davalarda Hazine lehine kesinleşen kararlara konu taşınmazların tapuları aynı esaslara göre önceki maliklerine veya kanuni mirasçılarına devredilir.

    Söz konusu madde, anılan Kanun tasarısının ilk halinde 4. maddede; “Belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde kalan ve 1.1.2003 tarihinden önce kesinleşen imar plânları içerisinde yerleşim yeri olarak işgal edilerek mera olarak kullanımı teknik olarak mümkün olmayan yerlerin tahsis amacı değiştirilerek Hazine adına tescilleri yapılır” şeklinde düzenlenmiş, maddenin gerekçesi de; “Madde ile; 4342 sayılı Kanuna bir geçici madde eklenmek suretiyle belediye mücavir alan sınırları içerisinde kalan ve yerleşim yeri olarak işgal edilen, geri dönüşümü ve mera olarak kullanımı teknik olarak kesinlikle mümkün olmayan ve belediyece imar planları hazırlanan alanların tahsis amacı değiştirilerek Hazine adına tescilleri öngörülmüştür” olarak ifade edilmiştir.

    Komisyonlardan aynen geçen maddeye, tasarının TBMM Genel Kurulunda görüşülmesi sırasında verilen önerge ile diğer cümleler ilave edilerek maddenin yukarıda yer verilen şekli ile değiştirilmesi teklif edilmiş ve bu teklif aynen kabul edilmiştir. Değiştirilen bu maddenin gerekçesi ise; “5 inci madde olarak kabul edilen tasarının 4 üncü maddesinde 4342 sayılı Mera Kanununa geçici madde eklenmiş ve bu geçici maddede (Geçici Madde 3) “Belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde kalan ve 1.1.2003 tarihinden önce kesinleşen imar planları içerisinde yerleşim yeri olarak işgal edilerek mera olarak kullanımı teknik olarak mümkün olmayan yerlerin tahsis amacı değiştirilerek Hazine adına tescilleri yapılır” hükmünün yer alması planlanmıştır” denilmiştir.

    2.4.2. 5334 Sayılı Kanun ile Yapılan Değişiklik

    03.05.2005 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 20.04.2005 tarih ve 5334 sayılı Mera Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile 4342 sayılı Mera Kanununun geçici 3. maddesi değiştirilmiştir. Maddenin son şekli şöyledir:

    Geçici Madde 3.- Belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde kalan ve 1.1.2003 tarihinden önce kesinleşen imar plânları içerisinde yerleşim yeri olarak işgal edilerek mera olarak kullanımı teknik açıdan mümkün olmayan yerlerin ot bedeli alınmaksızın tahsis amacı değiştirilerek Hazine adına tescilleri yapılır. Ancak, bu nitelikteki taşınmazlardan ilgili belediye veya kamu kurum ve kuruluşları adına tescil edilmiş olanların tescilleri bedel talep edilmeksizin aynen devam eder. Bunlar hakkında Hazinece dava açılmaz, açılmış davalardan vazgeçilir. Hazinece bu nitelikteki taşınmazlar hakkında ilgili belediye veya kamu kurum ve kuruluşları aleyhine açılan davalar sonucunda Hazine adına tesciline veya mera olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilen, kesinleşen ve henüz tapuda işlemleri yapılmamış olan taşınmazlar hakkında da aynı hüküm uygulanır.

    Birinci fıkrada nitelikleri belirtilen taşınmazlardan Hazine adına tescil edilmesi gerekirken doğrudan gerçek ya da özel hukuk tüzel kişileri adına tescil edilmiş taşınmazlara ilişkin Hazinece açılan davalardan, taşınmazların emlak ve rayiç bedellerinin toplamının yarısı üzerinden hesaplanacak bedelin ilgililerce Hazineye ödenmesi kaydıyla vazgeçilir. Bu hüküm, henüz dava açılmamış taşınmazlar hakkında da uygulanır. Evvelce açılan davalarda Hazine adına tesciline veya mera olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilen ve kesinleşen kararlara konu olan bu nitelikteki taşınmazların tapuları da talep etmeleri halinde aynı esaslara göre önceki kayıt maliklerine veya kanuni mirasçılarına devredilir.”

    Söz konusu değişikliğin gerekçesinde ise;

    “Belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde kalan ve 1.1.2003 tarihinden önce kesinleşen imar planları içerisinde yerleşim yeri olarak işgal edilerek mera olarak kullanımı teknik açıdan mümkün olmayan yerlerin ilgili belediye ve kamu kurum ve kuruluşlarına devrini öngören 27.5.2004 tarihli ve 5178 sayılı Kanunla 4342 sayılı Mera Kanununa eklenen geçici 3 üncü maddenin uygulanmasında çeşitli sorunlar yaşanmaktadır. Bu sorunlar, zaman zaman Kanunun bu hükmünün uygulanmasını imkânsız hale getirmektedir. Örneğin, Kanun kapsamında kalan bu yerlerin hemen hemen tamamında, 2981 sayılı Kanun ve 3194 sayılı Kanun 18 inci madde uygulaması yapılmış ve bu uygulamalar sonucunda oluşan parsellerin dağıtım cetvellerine göre gerçek ve özel hukuk tüzel kişileri adına tescilleri yapılmıştır. Daha sonra idare mahkemelerinde açılan davalar sonucunda belediyelerce bu taşınmazlarla ilgili yapılan imar uygulamasının iptaline karar verilmiş ve tapu sicil müdürlüklerince bu kararların infazı da yapılamamıştır. Diğer taraftan, bu taşınmazların rayiç bedelleri şehrin merkezinde bulunmaları nedeniyle oldukça yüksek olduğundan, gerek belediyelerce ve gerekse şahıslarca ödenmesi mümkün olmamıştır. Örneğin, Bursa ve Sakarya İlleri başta olmak üzere İllerimizden gelen birçok talep değerlendirilememiştir.

    Bu nedenle, bu nitelikteki taşınmazlardan ilgili belediye veya kamu kurum ve kuruluşları adına tescil edilmiş olanların tescillerinin bedel talep edilmeksizin aynen devam etmesi, bunlar hakkında Hazinece yeni bir dava açılmaması, açılmış davalardan vazgeçilmesi, Hazinece bu nitelikteki taşınmazlar hakkında daha önce ilgili belediye veya kamu kurum ve kuruluşları aleyhine açılan davalar sonucunda, Hazine adına tesciline veya mera olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilen, kesinleşen ve henüz tapuda infazı yapılmamış olan taşınmazlar hakkında da aynı hükmün uygulanması ve ayrıca, Hazine adına tescil edilmesi gerekirken, doğrudan gerçek ya da özel hukuk tüzel kişileri adına tescil edilmiş taşınmazlara ilişkin Hazinece açılan davalardan, taşınmazların emlak ve rayiç bedellerinin toplamının yarısı üzerinden hesaplanacak bedelin ilgililerince Hazineye ödenmesi kaydıyla vazgeçilmesi, bu hükmün, henüz dava açılmamış taşınmazlar hakkında da uygulanması, daha önce açılan davalarda Hazine adına tesciline veya mera olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilen ve kesinleşen kararlara konu olan bu nitelikteki taşınmazların tapularının da talep etmeleri halinde aynı esaslara göre önceki maliklerine veya kanuni mirasçılarına devredilmesi amaçlanmıştır.”

    İfadelerine yer verilmiştir.

    Geçici 3. maddenin ilk halinde tartışmalara yol açan ve değişik şekilde yorumlanabilecek (örneğin belediyelerce bedel ödenip ödenmeyeceği konusu) üçüncü ve son cümlesindeki çelişkiler, 5334 sayılı Kanunda konunun, belediyeler ve kamu tüzel kişileri ile gerçek ve özel hukuk tüzel kişileri şeklinde iki ayrı paragraf şeklinde düzenlenmesi ile giderilmiş; ayrıca meralar hakkında Hazinece açılan dava süreçleri ve bunun sonucunda yapılacak işlem de her iki paragrafta ayrıntılı olarak ele alınmıştır.

    2.4.3. 299 Sayılı Milli Emlak Genel Tebliği

    Mera Kanununun geçici 3. maddesinin uygulama şekli 03.08.2005 tarih ve 299 sayılı Milli Emlak Genel Tebliğinde açıklanmıştır:

    A - Bu Maddenin Uygulanacağı Meralar

    Bu maddenin uygulanması için, ilgili meranın şu şartları taşıması gerekmektedir:

    a) Meranın, maddede yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği 03.05.2005 tarihi itibariyle belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde bulunması gereklidir. Bu tarih itibariyle köy sınırları içerisinde bulunan veya bu tarihten sonra belediye ve mücavir alan sınırları içerisine alınan meralarda bu madde hükümleri uygulanmayacaktır.

    b) Meranın, 01.01.2003 tarihinden önce kesinleşmiş imar planı içerisinde kalması gereklidir. Bu tarihten sonra imar planı içerisine alınan veya imar planı bulunmayan yerlerdeki meralarda, bu madde hükümleri uygulanmayacaktır. İmar planından maksat, her tür ve ölçekteki plan, yani nazım, uygulama veya mevzi imar planıdır.

    c) Meranın, yerleşim yeri olarak işgal edilmesi, yani bu şekilde kullanılması, yerleşim ve işgal durumunun da 01.01.2003 tarihinden önce olması gereklidir. Bu tarihten sonra işgal edilerek yerleşim yeri olarak kullanılan meralarda, bu madde hükmü uygulanmayacaktır.

    d) Meranın, mera olarak kullanımının teknik açıdan mümkün olmaması gereklidir. Bu husus, 4342 sayılı Mera Kanununda belirtilen mera komisyonunca tespit edilir.

    Yukarıda belirtilen dört temel şartı taşıyan meralar, 4342 sayılı Mera Kanununda öngörülen ot bedeli alınmaksızın bu madde uyarınca Hazine adına tescil edilecektir.

    B - Kamu Tüzel Kişileri Hakkında Yapılacak İşlemler

    Yukarıda belirtilen şartları taşıyan meralardan, belediyeler ve diğer kamu kurum ve kuruluşları adına tescil edilmiş olan meralar, bu kurum ve kuruluşların mülkiyetine bırakılacaktır. Bu taşınmazlar için kamu tüzel kişilerinden herhangi bir bedel alınmayacaktır. Burada temel şart, meranın 5334 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 03.05.2005 tarihi itibariyle Hazine adına tescil edilmemiş olmasıdır.

    Burada şu durumlar söz konusu olabilir:

    a) Hazinece tapu iptali ve tescil davası açılmış ve bu dava halen derdest olabilir.

    b) Hazinece henüz tapu iptali ve tescil davası açılmamış olmakla birlikte, dava açılabilir durum söz konusu olabilir.

    c) Hazinece açılan tapu iptali ve tescil davası sonucunda, taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmiş ve karar kesinleşmiş olmakla birlikte, 03.05.2005 tarihi itibariyle bu karar uygulanmamış (tapuda infaz edilmemiş) olabilir.

    d) Hazinece açılan tapu iptal davası sonunda, taşınmazın mera olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilmiş ve karar kesinleşmiş olmakla birlikte 03.05.2005 tarihi itibariyle bu karar uygulanmamış (tapuda infaz edilmemiş) olabilir.

    Yukarıda (A) Bölümünde belirtilen şartlar mevcut ise, bunlar hakkında dava açılmayacak, açılmış davalardan ise vazgeçilecek, dava açılmış ve dava sonunda karar verilerek bu kararlar kesinleşmiş ise, bu kararlar infaz edilmeyecektir.

    03.05.2005 tarihinden önce Hazine adına tescil edilmiş meralar ile mera olarak sınırlandırılmış yerlerde, bu hükümler uygulanmayacaktır.

    C - Gerçek Kişilerle Özel Hukuk Tüzel Kişileri Hakkında Yapılacak İşlemler

    a) Devredilebilecek Taşınmazlar

    Gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerine devredilebilecek meraların da, yukarıda (A) bölümünde belirtilen şartları taşıması gerekmektedir.

    Bu taşınmazlarla ilgili şu durumlar olabilir:

    1) Hazinece dava açılmış olabilir.

    2) Hazinece dava açılmasını gerektirir durum olabilir.

    3) Hazinece açılan dava sonucunda, taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmiş, bu karar kesinleşmiş ve Hazine adına tescil işlemi yapılmış olabilir.

    4) Hazinece açılan dava sonucunda, taşınmazın mera olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilmiş, bu karar kesinleşmiş ve taşınmaz özel siciline yazılmış olabilir.

    Her dört durumda da, bu hüküm uygulanabilir.

    b) Devredilebilecek Kişiler

    Bu taşınmazlar, Hazinece dava konusu edilmeden önce, tapulama veya kadastro tutanaklarında tespit maliki olarak gösterilen gerçek kişilere, bunların kanuni mirasçılarına ve özel hukuk tüzel kişilerine bedeli karşılığında devredilebilir. Kanunda akdi mirasçılardan söz edilmediği için, bunlara taşınmaz devri yapılmayacaktır.

    c) Bedelin Hesaplanması

    Bu taşınmazların bedelleri, Kanuna göre emlak ve rayiç bedellerinin toplamının yarısıdır. Emlak değeri, 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununa göre hesaplanacaktır. Rayiç değer ise, Hazine taşınmazlarının satışına yetkili satış komisyonu tarafından 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu ile bu Kanunun 74 üncü maddesine göre çıkarılan Yönetmelik hükümlerine göre belirlenecektir.

    d) Bedelin Tahsili

    Kanunda taşınmazların bedelinin ödenmesi şart koşulduğundan, bu bedel peşin olarak tahsil edilecektir. Bu nedenle, bu taşınmazlarla ilgili olarak dava açmama, davadan vazgeçme ve devir işlemlerinin yapılması, bu bedelin ödenmesine bağlıdır.

    e) Uygulamanın Talebe Bağlı Olması

    Sözü edilen maddenin ikinci fıkrasında, uygulamanın talebe bağlı olarak yapılması öngörülmüştür. Bu nedenle, gerçek kişilerle özel hukuk tüzel kişilerine, talep halinde, bedeli karşılığında taşınmaz devredilebilecektir.

SİZLERDEN GELEN SORULAR

Merak ettiklerinizi bu bölümde sorabilir, daha önceden sorulmuş soruların cevaplarına ulaşabilirsiniz.

» Sorularınızı Göndermek İçin Tıklayınız
» Sıkça Sorulan Sorular İçin Tıklayınız

FOTO GALERİ