Tehcir

 

Salâhaddin KARDEŞ – Maliye Bakanlığı Milli Emlak Başkontrolörü

(“Osmanlı’nın 700’üncü Yılında Tehcir Dedikleri”, Maliye Dergisi, Mayıs-Ağustos 1999, Sayı: 131)

 

EMVAL-İ METRUKE VE “TEHCİR”

A-Giriş

Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’na girmesi üzerine, Devletin iç ve dış düşmanları, bu Devleti yıkmak amacıyla isyanların çıkarılmasını desteklemişlerdir. Osmanlı ordusu, iç ve dış düşmanlarla aynı anda savaşmak zorunda kalmıştır. Asırlardır beraber yaşayan insanları, birbirine kırdırmak için her çeşit yol denenmiş ve uygulamaya konulmuştur.

İsyanların bastırılması amacıyla, Osmanlı Devleti’nce, 14 Mayıs 1331 (1915) tarihli Vakt-ı Seferde İcraat-ı Hükûmete Karşı Gelenler İçin Cihet-i Askeriyece İttihaz Olunacak Tedabir Hakkında Kanun-u Muvakkat[1] çıkarılarak yürürlüğe konulmuştur.19 Mayıs 1331 tarih ve 2189 sayılı Takvim-i Vakayi’de yayımlanarak yürürlüğe giren bu Kanunun 1’inci maddesine göre; savaş sırasında ordu, kolordu ve tümen komutanları, bunların vekilleri ve müstakil mevki komutanları, halk tarafından herhangi bir suretle Hükûmet emirlerine, ülke savunması ve asayişin korunması ile ilgili icraat ve alınan tedbirlere karşı muhalefet, silâhlı tecavüz ve direnme görürlerse, her türlü önlemi almaya ve uygulamaya yetkili ve zorunludurlar.

Söz konusu Kanunun 2’inci maddesine göre; alınacak tedbirlerden birisi de, köy veya beldeler halkının tek tek veya toplu olarak başka yerlere sevk ve iskân ettirmedir. Avrupalı dostlarımızın (!) temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp önümüze sürdükleri meşhur “TEHCİR” (göç ettirme) hükmü budur.

Bu konudaki yasal düzenlemeler; Osmanlı Devleti’nce çıkarılan üç adet olmak üzere yedi kanun ile bu kanunlara göre çıkarılan nizamname, kararname ve talimatnamelerde yer almaktadır.

B-Tehcir Maddesi

“Tehcir”  idarî bir tedbir olarak alınmamıştır. Ülke çeşitli cephelerde yapılan savaş içerisinde olmakla beraber, “ tehcir” yetkisi komutanlara kanunla verilmiştir.

14 Mayıs 1331(1915) tarihli Kanunun 2’nci maddesi aynen şöyledir: “Ordu ve müstakil kolordu ve fırka (tümen) kumandanları, icabat-ı askeriyeye mebni (askerî gereklerden ötürü) veya casusluk ve hiyanetlerini hissettikleri kura (köyler) ve kasabat (beldeler) ahalisini münferiden veya müctemian (tek tek veya toplu olarak) diğer mahallere sevk ve iskân ettirebilirler.”

Göç ettirme işi, idarî tasarruflara değil, kanun hükmüne dayandırılmıştır. Üstelik Kanun, ülkenin en karışık olduğu ve savaş durumunda bulunduğu bir sırada çıkarılmıştır. Maddeden de anlaşılacağı üzere, bir din, mezhep ve ırk ayırımı yapılmadığı gibi Devletin bir bölgesi de esas alınmamıştır.  “Millet-i hâkime” denen Müslüman Türkler için ayrıcalıklı bir düzenleme de yapılmamıştır. Diğer taraftan komutanlara verilen bu yetki, gizli de tutulabilirdi. Kanun gizli tutulmadığı gibi, Takvim-i Vakayi ile yayımlanıp tüm dünyaya duyurulmuştur.

C-Göçe Tabi Tutulanların Taşınır Mal, Alacak ve Borçları

14 Mayıs 1331(1915) tarihli Kanunda, göçe tabi tutulanların terk etmiş oldukları yerdeki mal, alacak ve borçları konusunda bir hüküm bulunmamaktadır. Bu boşluğu, Osmanlı Devleti tarafından çıkarılan 13 Eylül 1331(1915) tarihli Ahar Mahallere Nakledilen Eşhasın Emval ve Düyûn ve Matlûbat-ı Metrûkesi Hakkında Kanun-u Muvakkat[2] doldurmuştur.

Söz konusu Kanunun 1’inci maddesine göre; 14 Mayıs 1331(1915) tarihli Kanun gereğince, başka mahallere nakledilen gerçek ve tüzel kişilerin terketmiş oldukları malları, alacakları ve borçları, bu iş için kurulacak komisyonların her şahıs için ayrı ayrı düzenleyecekleri mazbatalar üzerine, mahkemelerce tasfiye edilir.

Birinci Dünya Savaşı, peşine de Kurtuluş Savaşı nedeniyle ülkedeki insanların çoğu, bulundukları yerleri terk etmiştir. Savaştan önce, ülkenin işgal edilen yerleri, daha sonra kurtarılmıştır. Bu yerlerde de savaştan önce bulunan kimseler kaçmış veya kaybolmuştur. Bu kimselerin mallarının idaresi ile ilgili olarak T.B.M.M. tarafından, 20.04.1338 (1922) tarih ve 224 sayılı Memalik-i Müstahlâsadan Firar ve Gaybubet Eden Ahalinin Emval-i Menkule ve Gayrimenkullerinin İdaresi Hakkında Kanun yürürlüğe konulmuştur. Bu Kanunun 1’inci ve 5’inci maddesi ile 15.04.1339(1923) tarih ve 333 sayılı Ahar Mahallere Nakledilen Eşhasın Emval ve Düyûn ve Matlûbat-ı Metrûkesi Hakkındaki 17 Zilkade 1333 ve 13 Eylül 1331 Tarihli Kanun-u Muvakkatin Bazı Mevaddı ile 20 Nisan 1338 Tarihli Emval-i Metrûke Kanununu Muaddil Kanunun 6’ncı maddesi hükümlerine göre; her ne surette olursa olsun kaybolan, ayrılan, yabancı ülkelere, işgal altındaki yerlere, İstanbul ve bağlı yerlerine firar edenlerin menkul malları, gayrimenkul malları, borçları ve alacakları hakkında da 13 Eylül 1331(1915) tarihli Kanun-u Muvakkat ile bu Kanun (333 sayılı Kanun) hükümleri uygulanır.

Anlaşılacağı üzere sadece “tehcir”e tabi tutulanlar değil, kaçan, kaybolan, bulundukları yerlerden ayrılanların malları, alacakları ve borçları da aynı hükümlere göre idare edilecektir.

Bu tebliğimize konu edilen kanunlara, uygulamada, “emval-i metrûke kanunları;” kanun, kararname, nizamname, talimatname ve genel tebliğlere de “emval-i metrûke mevzuatı” denilmektedir.

1-Komisyonlar

13 Eylül 1331(1915) tarihli Kanunun 1’inci maddesi gereğince başka yerlere göç ettirilenlerin mal, alacak ve borçları her şahıs için kurulacak komisyonlarca tanzim edilen mazbatalara dayanılarak mahkemelerce tasfiye edilir. Bu Kanunun 8’inci maddesi gereğince, komisyonlarla ilgili hususlar, nizamname ile belirlenir. Bu maddeye dayanılarak 28.10.1331(1915) tarihli Takvim-i Vakayi’de yayımlanan Ahar Mahallere Nakledilen Eşhasın Emval ve Düyûn ve Matlûbat-ı Metrûkesine Mütedair 17 Zilkade 1333 Tarihli Kanun-u Muvakkatın Suret-i İcraiyesi Hakkında Nizamnameye[3] göre iki komisyon kurulmuştur. Bunlardan birisi “heyet”, diğeri “komisyon” dur. Uygulamada komisyonlara “tasfiye komisyonu” denilmektedir.

Nizamnamenin 1’inci maddesine göre; ilgili kişilerin taşınmaz mallarının cetvelini  “defter-i hakanî” kayıtlarından çıkaracak heyet, mahallin en büyük mülkiye memuru tarafından, en büyük maliye memurunun başkanlığında, vergi, tapu ve nüfus idarelerinden ve varsa vakıflar idaresinden alınacak birer memurdan oluşturulur.

13 Eylül 1331(1915) tarihli Kanundaki işlemleri yapacak tasfiye komisyonu, Nizamnamesinin 5’inci maddesinde belirtilmiştir. Dahiliye ve Adliye Nezaretlerinin birlikte tayin ve ilân edecekleri her yerde bu komisyonlar kurulur. Bu komisyon, Dahiliye Nezaretinin tayin edeceği bir başkan ile Adliye ve Maliye Nezaretlerinin seçecekleri birer üyeden oluşur.

28.10.1331(1915) tarihli Nizamnamenin belirtilen 5’inci maddesi, 31.10.1338(1922) tarih ve 1954 sayılı Kararname ile değiştirilmiştir. Buna göre; mahallin en büyük mülkiye memuru tarafından tayin olunacak mal memurunun başkanlığı altında, meclis-i idare, belediye meclisi ve varsa ticaret odası üyelerinden birer kişiden bir komisyon oluşturulur. Bu komisyonlarda, mahallî savcı “murakıp” sıfatıyla bulunur ve komisyonca alınan kararlara, gerektiğinde, mahallî meclis-i idaresi nezdinde itiraz edebilir.

333 sayılı Kanunun 4’üncü maddesiyle 13 Eylül 1331(1915) tarihli Kanunun komisyonlarla ilgili 8’inci maddesi değiştirilerek komisyonların kuruluşu, talimatnameye bırakılmıştır. 29.4.1339 tarih ve 2455 sayılı Talimatnamenin 1’inci maddesi gereğince, her ilçede, mahallin en büyük mülkiye memuru tarafından yine o mahallin en büyük mal memurunun başkanlığı altında vergi, tapu, nüfus, mahallî zabıta ve varsa vakıflar idaresinden birer memurdan heyet oluşturulur. Bu heyetin görevi; göç ettirilen, kaybolan, kaçan kişilerle tüzel kişilerin taşınmaz mallarının defterini iki nüsha olarak hazırlamak ve komisyona vermektir.

Lüzum görülen yerlerde komisyon, Maliye Vekâletinin tayin edeceği bir başkan ile bir üye ve Adliye Vekâletinin seçeceği bir üyeden teşekkül eder.

2-Tutulan Defterler ve Cetveller

Göç ettirilen ve yitik kişilerin malları, alacakları ve borçlarının sağlıklı bir şekilde izlenmesi amacıyla emval-i metrûke mevzuatına göre defterler tutulmuştur.

Bu defter ve cetveller şunlardır:

  1. a) 13 Eylül 1331(1915) tarihli Kanunun 5’inci maddesi gereğince; komisyonlar, her çeşit alacaklar ve borçların kaynaklarını araştırarak bunlardan gerçek oldukları anlaşılanlar ve metrûk mallarla ilgili istihkak davalarının sahiplerini ilgili mahkemeye sevk ettikten sonra, her şahsın malları ve hesaplarını gösteren ayrı ayrı mazbatalar tanzim ederler. Bu mazbataların onaylı bir örneği gereken yerlerde asılmak suretiyle ilgililere tebliğ edilir, aslı ise ilgili evraklarla birlikte savcıya gönderilir. Savcı bu mazbataları tescil talebiyle borçluların başka yerlere naklinden önceki kanunî ikametgâhının bulunduğu yer hukuk mahkemesine verir. Alacaklılar, mazbatalara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde ilgili mahkemeye itiraz edebilirler.

İtiraz müddeti bittikten sonra mahkeme, savcının da hazır olduğu halde gerekli incelemeyi yapar, itiraz varsa, itirazı yapan, komisyon başkanı veya vekili acele olarak çağrılarak itiraz ve savunmaları alındıktan sonra, gerekli değişiklik yapılır ve mazbata kesinleştirilerek tescil edilir ve bu ilâm haline gelir. Bu mazbataların kesinleşen şekli, gereği yapılmak üzere komisyonlara verilir.

  1. b) 10.1331(1915) tarihli Nizamnamenin 19’uncu maddesi ile iki ayrı defter tutulması öngörülmüş ve bunların örnekleri Nizamnameye eklenmiştir. Bu defterlerden birisi, borç ve alacakların kaydedildiği defter, diğeri de metrûk malların cari hesaplarının tutulduğu defterdir. Defter komisyonlarca tutulur ve komisyon başkanının teftiş ve sorumluluğu altındadır. Komisyonlar, ayrıca gerekli olan başka defterleri de tutarlar. T.B.M.M. Hükümetince, 29.04.1339 tarih ve 2455 sayılı Kararname ile yürürlüğe konulan 13 Eylül 1331 Tarihli Kanun-u Muvakkat ile İşbu Kanunun Bazı Mevaddını Muaddil 15 Nisan 1339 Tarihli Kanunun Suver-i Tatbikiyesini Mübeyyin Talimatnamenin 23’üncü maddesinde de aynı defterlerin tutulması öngörülmüştür.

3-Alacaklar ve Borçlar

13 Eylül 1331(1915) tarihli Kanunun 3’üncü maddesine göre; nakledilen kişilerin paraları, terkedilmiş malları, mevduatı ve alacakları, komisyon başkanı veya vekili tarafından toplanır, borçları ödenir, alacaklar tahsil edilir, gerekirse dava açılır, taşınır malları satılır ve sonuçtaki paralar, sahipleri adına emanet olarak mal sandıklarına yatırılır.

Aynı Kanunun 4’üncü maddesi gereğince; terkedilmiş mallar üzerinde hak iddia edenler ile nakledilen kişilerden alacağı olanlardan Osmanlı ülkesindekiler bu Kanunun yürürlük tarihinden  (14 Eylül 1331) itibaren iki ay ve yabancı ülkedekiler ise 4 ay içinde komisyonlara asaleten veya vekâleten müracaat ederek alacaklarını kayıt ve kabul ettirmeye ve her çeşit tebligat için komisyonun olduğu yerde ikametgâh adresi göstermeğe mecburdurlar. Bahsi geçen 4’üncü madde, 15.04.1339 tarih ve 333 sayılı Kanunla değiştirilmiştir. Buna göre; terkedilmiş mallar üzerinde hak iddia edenler ile üzerinde nakledilenlerden alacağı olanlardan Türkiye’dekiler Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte kurulu olan komisyonlara, o yerde kurulu komisyon yoksa, komisyonun kuruluş tarihinden itibaren 4 ay içinde, yabancı ülkelerdekiler 6 ay içinde asaleten veya vekâleten komisyonlara müracaat ederek alacaklarını kayıt ve kabul ettirmeğe ve her çeşit tebligat için komisyonun bulunduğu yerde ikametgâh adresi göstermeğe mecburdurlar.

13 Eylül 1331(1915) tarihli Kanunun yukarıda belirttiğimiz 5’inci maddesine göre; komisyonlar, gerekli inceleme ve araştırmaları yaptıktan sonra, düzenleyecekleri mazbataların aslını savcılığa verir ve bir örneğini de ilgililere tebliğ eder.

Aynı Kanunun 6’ncı maddesi gereğince; savcılığa yapılan itirazlardan sonra kesinleşen mazbatalar, gereği yapılmak üzere komisyonlara gönderilir. Komisyonlar, imtiyazlı borçları ve imtiyazlı olmayan borçları tamamen öderler; paraların yetmemesi durumunda, imtiyazlı borçlar tercih edilmek üzere, haklarına göre, herkese eşit olarak borçlar ödenir. Komisyonların görevinin sona ermesinden sonra ödenmemiş borçlar, ilgili icra dairelerince ödenir.

4-Taşınır Mallar ve Paralar

Yukarıda da belirttiğimiz üzere; 13 Eylül 1331(1915) tarihli Kanunun 3, 4 ve 5’inci maddeleri uyarınca, taşınır mallar satılarak borç ve alacaklarla birlikte mazbatalar düzenlenmiş ve bu mazbatalar savcılıklara verilmiş ve itirazlar da incelenerek bu mazbatalar ilâm haline getirilmiştir.

Taşınır mallar ve paralarla ilgili diğer düzenlemeler şunlardır:

  1. a) 10.1331(1915) tarihli Nizamnamenin 17’nci maddesine göre; sahipleri bilinmeyen malların bedelleri, eşyanın bulunduğu köy veya mahalle adına kaydedilecek ve daha sonra Hükûmet tarafından söz konusu köy ve mahalle halkının iskân edildiği yere gönderilecektir. Aynı hüküm, 21.04.1339(1923) tarihli Talimatnamenin 20’nci maddesi ile tekrarlanmıştır. Ancak, kişilere ait olduğu anlaşılamayan taşınır malların bedellerinin mal sandıklarına irat kaydı da öngörülmüştür.
  2. b) Aynı Nizamnamenin 18’nci maddesi gereğince; komisyonlar, taşınır malların satışında, uygun zaman ve yeri dikkate alarak mümkün olan en yüksek bedelle satışına özen gösterecektir. 29.04.1339 (1923) tarih ve 2455 sayılı Talimatnamenin 11’nci maddesi de, taşınır malların satışını bir görev olarak komisyonlara vermiştir.
  3. c) 04.1338(1922) tarih ve 224 sayılı Kanunun 11’nci maddesine göre; satılarak bedelleri emanete alınan taşınır malların bu bedelleri, geri dönen kimselere iade edilir.
  4. d) 10.1331(1915) tarihli Nizamnameye, 31.10.1338(1922) tarih ve 1954 sayılı Kararname ile eklenen hüküm gereğince; yabancı ülkelere veya işgal altındaki yerlere gidip dönmeyen kişilerin taşınır malları, bunlar dönünceye kadar Hükûmet tarafından idare edilir.
  5. e) Kaybolan kişilerin bankalarda mevcut mevduatlarına konan haciz, 15.07.1341(1925) tarihli ve 2208 sayılı Kararname ile kaldırılarak sahiplerine verilmesi kararlaştırılmıştır.

D-Nakledilen ve Kaybolan Kişilerin Taşınmaz Malları

13 Eylül 1331(1915) tarihli Kanunun 2’nci maddesi gereğince; nakledilen veya kaybolan kişilerin taşınmaz mallarından vakıf olanlar Vakıflar Hazinesi, diğerleri Maliye Hazinesi adına kaydedilir ve bunların bedelleri sahiplerine verilir. Maddenin 15.04.1339(1923) tarih ve 333 sayılı Kanunla değişik şekli de aynı hükmü öngörmektedir. Ancak, taşınmaz malların takdir edilecek bedellerinden masraflar düştükten sonra kalan miktarı, sahipleri adına emanet hesabına alınır.

20.04.1338(1922) tarih ve 224 sayılı Kanunun 1’nci maddesi gereğince; kaybolan kişilerin taşınır ve taşınmaz malları Hükûmetçe idare edilir. Kaybolan kişilerden dönenlere taşınmaz malları iade edilir.

E-Davalar

Nakledilen veya kaybolan kişilerle ilgili davaların nasıl devam ettirileceği konusu da bahsi geçen mevzuatta düzenlenmiştir. 13 Eylül 1331(1915) tarihli Kanunun 7’nci maddesi gereğince, söz konusu kişilerin aleyhine mahkemelerde devam eden davalar konusunda ilgililerin komisyona müracaatları veya genel hükümlere göre takipte serbest oldukları öngörülmüştür. Aynı maddeye göre; bu kişilerin lehine olan davalar komisyon başkanı veya vekili tarafından takip edilerek sonuçlandırılır. 15.04.1339(1923) tarih ve 333 sayılı Kanunla değiştirilen aynı maddeye göre; kişilerin lehine olan davalar, hazineler (Vakıflar ve Maliye ) tarafından takip edilerek sonuçlandırılır.

F-Kiliselerde Mevcut Eşya, Resim ve Kitaplar

Ahar Mahallere Nakledilen Eşhasın Emval ve Düyûn ve Matlûbat-ı Metrûkesine Mütedair 17 Zilkade 1333 Tarihli Kanun-u Muvakkatın Suret-i İcraiyesi Hakkında Nizamnamenin (28.10.1331 tarihli) 16’ncı maddesinin ilk cümlesi şöyledir: “ Kiliselerde mevcut eşya ve tasavır (resimler) ve kütüb-ü mukaddese (kutsal kitaplar) sebt-i defter (deftere geçirme) olunarak muhafaza edilecektir.”

Aynı hüküm, 29.04.1339(1923) tarih ve 2455 sayılı Talimatnamenin 19’uncu maddesinde tekrarlanmıştır.

G-Redd-i Emval Kararnamesi

Osmanlı Hükûmeti tarafından işgal kuvvetlerinin siyasî baskıları sonucu, 8.1.1336(1920) tarihli Ahar Mahallere Nakledilmiş Olan Eşhasın 17 Zilkade 1333 Tarihli Kararname Mucibince Tasfiyeye Tabi Tutulan Emvali Hakkında Kararname[4] yürürlüğe konulmuştur. Kararnameye göre; Vakıflar Hazinesi ve Maliye Hazinesi adına tescil edilen taşınmaz mallar iade edilecek ve eski sahipleri adına tescil edilecekti. Ancak bu Kararname, T.B.M.M. ’nin 14 Eylül 1338 tarih ve 284 sayılı Genel Kurul Kararıyla reddedilmiştir. Bu nedenle de bu Kararnameye uygulamada “ Redd-i Emval Kararnamesi” denilmektedir.

H-Bedelsiz Taşınmaz Mal Verilmesi

22 Eylül 1332(1916) tarihli Kanunla, 13 Eylül 1331(1915) tarihli Kanuna bir fıkra eklenmiştir. Bu hükme göre; nakle tabi tutulan kişilerin gittikleri yerlerde, ikamet ve maişetlerini karşılayacak derecede, Hazineye ait taşınmaz mallardan kendilerine mesken ve arazi bedelsiz olarak verilir.

İ-Malların İadesi

Nakledilen veya kaybolan kişilerin mallarının iadesi hakkında iki kararname çıkarılmıştır. 13.06.1926 tarih ve 3753 sayılı Kararname ile yürürlüğe konulan Talimatname ile 17.07.1927 tarih ve 5451 sayılı Kararname ile yürürlüğe konulan Talimatnamenin malların iadesi ile ilgili hükümleri şöyledir:

  1. a) 13 Eylül 1331(1915) ve 15 Nisan 1339(1923) tarihli Kanunlar gereğince; Lozan Antlaşmasının yürürlüğe girdiği tarihten önce “ emval-i metrûke” den olduğu anlaşılan mallar hakkındaki işlemlere devam edilir. Ancak, Antlaşmanın yürürlüğe girdiği tarihe kadar Hükûmetçe tasarruf edilmemiş ve mahalline geri dönen sahipleri tarafından işgal ve idare edilmekte olan metrûk mallara idarî tedbir konulmayacaktır.
  2. b) Lozan Antlaşmasının yürürlüğe girdiği 6 ağustos 1340(1924) tarihinden sonra “emval-i metrûke” olduğu anlaşılan mallar hakkında şu işlemler yapılır:

Emval-i metrûke sahiplerine iade olunur.

Emval-i metrûke, muhacirlere tahsis ve tefviz edilmiş ise, emsali emlâkın satış fiyatları dikkate alınarak idare heyetlerince takdir edilen bedelleri sahiplerine iade olunur.

Emval-i metrûke satılmış ise, satış bedelleri sahiplerine verilir.

24.05.1928 tarih ve 1331 sayılı Mübadil, Gayrimübadil, Muhacir ve Saireye Kanunlarına Tevfikan Tefviz veya Adiyen Tahsis Olunan Gayrimenkul Emvalin Tapuya Raptına Dair Kanunla taşınmaz malların iadesi uygulamasına son verilmiştir. Kanunun 6’ncı maddesine göre; mübadeleye tâbi kişilerden metrûk olanlar hariç olmak üzere, bütün emval-i metrûkenin, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar tefviz edilmiş veya edilmek üzere olanlardan başkası Maliye Hazinesine intikal eder. Aynı Kanunun 7’nci maddesi gereğince; 13 Eylül 1331(1915) ile 15 Nisan 1339(1923) tarihli Kanunlara göre el konulmuş olan ve el konulacak olan taşınmaz mallar, gerek mübadillere tahsis ve tefviz edilmiş olsun gerek Hazine uhdesinde bulunsun hükmen belirlenen hak sahiplerine iade edilmez. Ancak kıymetleri Hazinece ödenir.

J-Emval-i Metrûke Hesaplarının Tasfiyesi

24.05.1928 tarih ve 1349 sayılı Emval-i Metrûke Hesab-ı Carilerinin Bütçeye İrat Kaydına Dair Kanunla; nakledilen, kaybolan, yabancı ülke ve işgal altındaki yerlere giden kimselerin Hazineye geçen taşınmaz mallarıyla ilgili olarak emanet hesaplarında bulunan ve henüz alınmamış paralar, 1928 yılı bütçesine irat kaydedilmiştir.

K-Emval-i Metrûke Kanunlarının Yürürlük Durumu

Emval-i metrûke ile ilgili kanunlardan; 20.04.1338 tarih ve 224 sayılı Kanun, 15.04.1339 tarih ve 333 sayılı Kanunla; 15.04.1339 tarih ve 333 sayılı Kanun, 27.10.1988 tarih ve 3488 sayılı Kanunla; 24.05.1928 tarih ve 1331 sayılı Kanun da, 10.07.1945 tarih ve 4796 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmıştır. Ancak, özellikle Hazineye intikal hükmü öngören emval-i metrûke kanunları, yürürlüğe girdiği tarihte hükümlerini ortaya koydukları için, yürürlükten kaldırılanların bu hükümleri halen geçerlidir.

L-Emval-i Metrûke Kanunları Hakkında Anayasa Mahkemesi Kararı

Emval-i metrûke kanunlarının Anayasaya aykırı olduğu, Danıştay 8’nci dairesinde görülen bir davada ileri sürülmüş ve Danıştay da bu görüşe katılarak konuyu Anayasa Mahkemesine intikal ettirmiştir. Mahkeme konuyu inceleyerek 31.07.1963 tarih ve 11468 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 22.04.1963 tarihli ve E.1963/4, K.1963/94 sayılı Kararı ile, emval-i metrûke kanunlarının Anayasaya aykırı olmadığına karar vermiştir.

Anayasa Mahkemesinin kararına göre emval-i metrûke kanunlarının bugün için uygulaması şöyle olacaktır:

  1. a) Bu kanunlar, Türk uyruğundaki Rum Ortodoksları hakkında uygulanmaz. Çünkü, bu kimselerin malları hakkında Yunanistan ile imzalanan antlaşmalarla özel hükümler getirilmiş olduğundan, bu kimseler hakkında özel hükümler uygulanmaktadır.
  2. b) Nakledilen ve kaybolanlardan, Rum Ortodoksları dışında kalanlar, Lozan Antlaşmasının yürürlük tarihi olan 6 Ağustos 1340(1924) tarihinde taşınmaz malların başında değillerse, bunlar hakkında emval-i metrûke kanunları uygulanır.
  3. c) 6 Ağustos 1340(1924) tarihinde malının başında bulunmayanlar, bu tarihten sonra Türkiye’ye dönseler de, malları Hazineye intikal etmiş olduğundan kendilerine geri verilmez.
  4. d) Lozan Antlaşmasının yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen ve emval-i metrûke kanunlarında öngörülen davranışlar nedeni ile bu kanunları uygulamak mümkün değildir.
  5. e) Taşınmaz mallarla ilgili dosyalardan el koyma kararının olup olmaması önemli değildir. 1331 sayılı kanunun 7’nci maddesi ile ilgili 02.06.1929 tarih ve 146 sayılı Tefsir Kararında da belirtildiği üzere “…13 Eylül 1331(1915) ve 15 Nisan 1339(1923) tarihli kanunlara tevfikan vaz’iyet olunan ve edilecek olan emval-i gayrimenkule Hazine namına kaydedilmiş hükmü olduğu …” kabul edilir. Daha sonra tapuda Hazine adına tescil, mevcut hakkın kaydı anlamındadır.

M- Sonuç

1-Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’na girmesinden sonra, çok sayıda cephede birden savaşılırken ve bunu fırsat bilen düşmanların da teşviki ile ülke içinde isyanlar çıkmıştır. Bu isyanların bastırılması için Osmanlı Devleti tarafından bir kanun çıkarılarak ordu, kolordu ve tümen komutanlarına yetkiler verilmiştir. Bu yetkilerden birisi de isyancıları tek tek veya toplu olarak başka mahallere göç ettirmedir ( Tehcir).

Tehcir yetkisi verilmesinde bugünkü savaş ve isyanların bastırılmasında bile görülmeyen biçimde insancıl davranılmıştır.

  1. a) Tehcir yetkisi gizli değildir. O günkü resmî yayın organı olan Takvim-i Vakayi’de, adı geçen Kanun yayımlanarak tüm dünyaya duyurulmuştur. Bu yetki idarî bir emirle komutanlara verilebilir ve gizli tutulabilirdi.
  2. b) Bu yetkinin ülkedeki azınlıklar için kullanıldığı iddiaları külliyen yalan ve iftiradır. Yetkinin kullanılmasında din, ırk, mezhep, bölge ayrımı yapılmamıştır. Ne verilen yetkide, ne de uygulamasında “ millet-i hâkime” denen Müslüman Türkler lehine bir ayrıcalık yapılmamıştır.
  3. c) Kanunla verilen “ tehcir” yetkisi, ülkenin dört bir yanında savaşın devam ettiği bir sırada uygulamaya konulmuştur.

2-Başka yerlere nakledilen kişilerin bıraktığı mallar, borçlar ve alacaklar, mahkeme kararıyla tasfiyeye tabi tutulmuş ve mal varlıklarının artanları mal sandıklarındaki emanet hesaplarında toplanmış ve dönüşlerinde kendilerine iade edilmiştir.

3-Başka yerlere nakledilenlerin malları tasfiyeye tabi tutulup artan mal varlıkları kendilerine iade edilmek üzere emanete alınırken, iskân ettirildikleri yerlerde kendilerine bedelsiz mesken ve geçimlerini sağlayacak arazi verilmiştir.

4-Daha sonra çıkarılan kanunlarla; nakledilenler, her ne şekilde olursa olsun kaybolan, ülkeden ayrılan, yabancı ülkelere ve işgal altındaki yerlere gidenlerle bir tutulmuştur. Vatanı için şehit düşenler de kaybolanlar arasında olabilir. Diğer bir ifade ile şehit düşmüş vatan evladının malları ile “tehcir” e tâbi olanların bıraktıkları mallar, borçlar ve alacaklar bir tutulmuştur.

5-“Tehcir”e tâbi tutulanların mahkemelerdeki lehlerine veya aleyhlerine olan davalar bile dikkate alınarak komisyon başkanları veya vekilleri tarafından takip edilerek sonuçlandırılmıştır.

6-Emanette bulundurulan paraların sahipleri tarafından alınması için, Cumhuriyetin ilânından sonra beş yıl beklenilmiş ve ilgilileri tarafından alınmayan paralar, 1928 yılında bütçeye gelir kaydedilmiştir.

7-Osmanlı’nın dine karşı olan saygısını “Tehcir”de de görmekteyiz. Emval-i metrûke mevzuatında, camilerde bulunan eşya ve kitaplar için bir hüküm bulunmazken, kiliselerde bulunan eşya, resimler ve kutsal kitapların miktar ve niteliklerinin bir deftere geçilerek korunması öngörülmüştür. Aynı hükümler, Türkiye Cumhuriyeti döneminde çıkarılan kararnamelerde de yer almıştır.

 

 

 

 

 

 

 

 

KAYNAKLAR

 

Çaplı, Orhan                       Türkiye’de Amme Emlâki Hükümleri, 1943, Maarif Matbaası.

Develioğlu, Ferit                 Osmanlıca-Türkçe Lügat, Ankara, 1982, Doğuş Ltd. Şti. Matbaası.

Erdemli, Sinan-Tan,             Millî Emlâk, Ankara, 1964, Odalar Birliği Matbaası .

Cemal Nuri

Kardeş, Salâhaddin             Hazine Malları, Ankara , 1999, Başbakanlık Basımevi.

Maliye Vekâleti

Millî Emlâk Müdürlüğü         Millî Emlâk Muamelelerine Müteallik Mevzuat, 1937, Başvekâlet Matbaası.

Maliye Vekâleti

Millî Emlâk Umum

Müdürlüğü                          Millî Emlâk Rehberi, Ankara, 1944, Başvekâlet Matbaası.

Maliye Vekâleti

Millî Emlâk Umum

Müdürlüğü                          Millî Emlâk Umumî Tebliğleri, c.1, Ankara, 1944, Başvekâlet Matbaası.

Yalçınkaya, Feyyaz-

Kartal, Turhan                      Devlet Malları, Ankara, 1971,Yeni Desen Matbaası.

 

 

 

[1] 18 Zilkade 1333-14 Eylül 1331 tarih ve 2303 sayılı Takvim-i Vakayi’de yayımlanmıştır.

[2] 2 Muharrem 1334-28 Teşrin-i Evvel  1331 tarih ve 2343 sayılı Takvim-i Vakayi’de yayımlanmıştır.

[3] 2 Muharrem 1334-28 Teşrin-i Evvel  1331 tarih ve 2343 sayılı Takvim-i Vakayi’de yayımlanmıştır.

[4] 19 Rebiulahir 1338 tarihli Takvim-i Vakayi’de yayımlanmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir